Röportaj

Gazete216 – ‘Sema Deşarj Olma Halidir’

Efendim bir Şeb-i Ârus haftası münasebetiyle bu yılda Konya yollarına revan olduk…

POSTNİŞİN’İN DİLİNDEN

740. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri ismiyle 7-17 Aralık günlerinde öğlen ve akşam olmak üzere günde 2 kez yapılan bu tören yine gönüllerimizi fethetti. Törenden önce postnişin Mustafa Holat hoca ile de kısa bir sohbet etme lütfuna nail olduk. Hoca eskilerin deyimiyle tam bir bahr-i umman..O anlattı ben dinledim, soru sormama pek de gerek kalmadı; zira öyle bir derya ki araya girmek istemedim. Aşağıda bu sohbetten sadece alıntıları okuyacaksınız..

YHT Bağlantı Noktası Dergisi – Röportaj

HİLAL BAYSAL

“Belî” yani “Evet” sesini işitip kendini unutarak Allah’a kavuşmayı ifade eden “sema” bir ibadet, bir yakarıştır her şeyden öte. Bu yakarış ve kavuşmayı dünyanın dört bir yanında sergileyerek Mevlana Hazretleri’nin mesajlarını duyurabilmek için yola çıkan semazenler ise sadece mevlevî ayinleriyle değil beden ve ruh dilleriyle de örnek teşkil eder insanlığa. İşte bu amaçla, Mevlevî sema’ının merkezi olan Konya ilinde, halka açık ayin yapan hiçbir semazen yokken babasının karşısına geçip, “Ben semazen olacağım.” diyerek yola çıkar Mustafa Holat. Kısa sürede hem kendisini geliştirir hem de onlarca semazenin Konya’da yetişmesine öncülük eder. Devlet kadrosu ve icazetini alan ilk ve tek ‘postnişin’ (semayı yöneten, Mevlana’nın makamını temsil eden kimse) olma şerefine de erişir. Yakın bir zamanda emekli olan bu değerli gönül insanının, bize elleriyle ikram ettiği tarçınlı narçiçeği çayını yudumlarken, feyizle dolu hayat hikâyesini dinledik.

Eşikten bugüne 50 Yıl…

Yıl 1958, şimdiki ‘Tiyatro Binası’, eski ismi ile Kitaplık’ta Hz. Mevlâna’yı anma törenleri yapılıyor ve ben henüz 12 yaşındayım. Evdeki fertler gündüz ve gece olmak üzere Semâ’ı seyretmeye gittiler. Tek kalan bilet bana düştü ve gece programına gittim ama ilk edep dersimi de orada aldım. Nât-ı Şerif icra ediliyordu, ben nasıl oturduğumu hatırlamıyorum ama yanımda oturan tanımadığım bir zat beni ikaz etti: “Oğlum bu bir ayindir, derli toplu otur ve dinle burada böyle oturulmaz!”. Eve geldim, babama “Ben Semâ çıkarmak istiyorum” dedim.

Postnişin Mustafa Holat ile Ropörtaj…

S. Kavak: Kendinizden bahseder misiniz? Mevlevilikle nasıl tanıştınız?

M. Holat: Babama ‘terzi Tataroğlu’ derlerdi. Kapı Camisi’nin yanında iş yeri vardı. Son Mesnevihan Sıtkı Dede’nin mürididir kendisi. 1958 yılında kütüphanede, şimdiki tiyatro binasında Sema ayinleri yapılıyordu. Ben de bir gün kendi başıma bilet buldum, gittim. Çocuğum, 12-13 yaşındayım. Ayak ayak üstüne atmışım, ayini izliyorum. Yanımda oturan bir büyük beni uyardı. ‘ Bak oğlum, böyle şey olmaz. Burada ayin okunuyor. Şöyle tertipli edepli otur.’ dedi. O günden sonra o edebi, tertibi arar oldum. Nereden kazandım, Rasulullah’ın söylediği kelimeye geldim. Hadisi şerife geldim. ”Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim”

cvddgdg